Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2016 Çarşamba

Balkanlar Gezi Turu -Bosna Hersek-

Bu yazımda size Bosna Hersek'ten bahsedeceğim. Bir önceki Sırbistan yazımda gece otobüsüne binerek Sarayova'ya geldiğimizi söylemiştim. Şimdi gezimizden detayları paylaşacağım.

Belgrad'tan saat 22.00 arabasına bindik daha geç bir saate maalesef otobüs yok en geç buydu. Bilete kaç para verdiğimizi hatırlamıyorum hatırladığım tek şey Türkiye'de 70'lerde kullanılan otobüslerin hala orada kullanıldığı. :( Ne yazık ki otobüsler aşırı eski, soğuk, koltukları yamuk ya da kırık. Böyle bir otobüste 8 saat yolculuk yaptık. Balkanlarda genelde bütün otobüsler böyle bu arada. Ve bagaj için ek para alıyorlar çantanız çok büyük değilse koltukların tepesindeki bölgeye tepiştirin diyebilirim. Neyse biz sabahın beş buçuğunda otogara indik bloglardan okuduğum troleybüsler varmış ama o saatte hiçbir şey yoktu ve aşırı soğuktu zaten Belgrad'ta başlamıştı havanın soğukluğu. Yağmur yağmak üzereydi derece 16'yı falan gösteriyordu biz şortlaydık. Otostop çekmeye karar verdik fakat geçen arabalar bizi almadı. Mecbur taksiye bindik çok üşümüştük beklediğimizden ucuz bir para verdik. Otelin yerini taksici bilmiyordu bizi Başçarşı'da yani merkezde bıraktı. Ordan Bosna halkına sora sora oteli bulduk. Booking'ten oteli ayarlamıştım hiç beklediğimiz gibi çıkmadı tam bir rezaletti. Hava da soğuk olduğu için oda buz gibiydi dışarıda giydiğim polarla yatmak zorunda kaldım titreye titreye uyudum. Sabah 7 gibi otelin resepsiyonuna gittiğimizde insanlar küçücük izbe bir yerde içki içiyorlardı resepsiyon barın ortasındaydı ve sigara dumanıydı. Görevli kadın da bir değişikti biraz korktum denebilir. :) Neyse kız bizi odaya götürdü oda sadece 2 insanı alacak kadar küçüktü valizi yere koyduğumuzda yürüme alanı kalmıyordu. Otelin adı: Hostel Scandic. Merkeze yakın hatta 1-2 dakika sonra tam merkezdesiniz fakat ben hiç memnun kalmadım hijyen ve hizmet açısından. 2 geceye 36€ verdik.


Şimdi gelelim gezdiğimiz yerlere. Başçarşı(Baščaršija), Gazi Hüsrev Bey Camii, Umut Tüneli, Sebil, Osmanlı Bedesteni, Latin Köprüsü, Morica Han, Bakırcılar Çarşısı, Katedral, Sonsuz Ateş, Gradska Trznica.





Ben gezilecek yerleri tek tek defterime yazmıştım. Zaten hepsi Ferhadiye caddesinde. Uzun bir cadde fakat 1 saat bile sürmüyor gezmesi. Tabii birçok ara sokağı olan bir ana cadde. Ara sokakları tek tek gezerek 4-5 saatte bitirebilirsiniz Ferhadiye ve gezilecek yerleri. Birçok pazar yeri genelde binanın içinde kuru et, peynir, kaymak satıyorlar. Ben sadece kaymağın tadına baktım doğal olduğu için yoğun bir tadı vardı. Olcay da peynirin tadına baktı beğendi diye hatırlıyorum tam emin olamadım şimdi. :)) Gradska Trznica dediğim o pazar yeri. Tarihi bir bina zaten Ferhadiye Caddesi'nde hemen görebilirsiniz. 

Umut Tüneli'ne yarım saat bir tramvay yolculuğu ile gidebilirsiniz fakat ordan da takiye binmeniz gerekiyor. Tramvaylar ücretsiz. Son durakta ineceksiniz eğer gitmek istiyorsanız herkesin mutlaka gittiği bir yer fakat biz saat 17.00 gibi gittiğimiz için giremedik çünkü kapanmıştı. Bir daha o yolu çekmek istemedik ve gitmedik Umut Tüneli'ne. Sonsuz Ateş, II. Dünya Savaşı asker ve sivil kurbanların anısına yapılmıştır. Ferhadiye'nin hemen sonunda yer alıyor. İlla görmek için gitmenize gerek yok zaten caddeyi gezerken turlarsınız. İçki meselesi ise etrafta birçok bar var biz ara sokakta olan -caddenin ara sokağı- rock bara gittik. Rakija içmeden gidilmezdi elbet! Son günümüzde Dveri isimli mekana gittik. Rakija ve patatesli bir yemek söyledik bayağı lezzetliydi. Çok sertti beni bir tanesi salladı. :p Tadı bence iğrenç ki ben rakıyı çok seven bir insanımdır fakat bana aşırı sert geldi kesinlikle bir daha ağzıma sürmem o içkiyi. Bu kadar da netim bu konuda. HAHA! 

Porsiyonlar burada da büyük yerel biraları Sarajevsko'yu deneyebilirsiniz. Ben bira konusunda uzman değilim tadı nasıl bilemem ama internetten okuduğum kadarıyla kötüymüş. Para çekmemiz gerekti 2 adet Ziraat Bankası bulunuyor ihtiyacınız olursa sizler de oradan çekin. 

Bosna Hersek'e gitmemiz çakma darbe zamanı oldu. Askerle polisin çatıştığı sırada biz otobüsteydik ve arkadaki yolculardan bizimle internetlerini açmalarını ülkemizde olayların olduğu söyledik sağ olsunlar bize internetlerini açtılar yol boyu ülkeyi Twitter'dan takip ettik. Twitter adresim @denizyaziyor. Bunu da aradan çıkarttım. HAHA! Bosna'da ilk günümüzde bizi meydanda "Recep Tayyip Erdoğan" sloganları karşıladı. KU SU CAK TIM! Türkiye'den kaçmak isterken tam T.C zihniyetinin ortasına düşmüştük. Türk bayrağını giyen deliler ortalarda geziyordu hemen o ortamdan koşarak uzaklaştık. 

Eveeet gezimizin en keyifli yerine gelelim artık! Mostar! Bosna'nın 2. günü otobüsle gittik. Yaklaşık 2,5 saat sürüyor. Trenle gidemedik çünkü kapatmışlar garı. 2 tane otogarları var. Biri batı biri doğu. Otogara gidebilmek için tramvaya biniyorsunuz 4 durak olması gerek net bilmiyorum iniyorsunuz. Tramvaya biz hep Latin Köprüsü'nün oradan bindik. Gerçekten Mostar çok güzel bir yer kesinlikle görülmeli. Köprü'yü gören restoranlar var orada bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Mostar'da savaşın izlerini görebilirsiniz. Orada Osmanlı evleri var evlerin duvarlarında hala kurşun izleri duruyor. 


Bosna hakkında anlatacaklarım bu kadar. Balkan turu yapmışken görülmesi gereken bir ülke. Benim ülkeler arasında en alt derecede yer alıyor. Çünkü Türkiye'yi andırıyor, İslam motifleri ve Müslüman sayısı fazla, cami var ve Osmanlı izleri çok fazla. Ortadoğu barındıran bir ülkeyi sevemeyeceğim. Benim sevmeme nedenim bu siz sevebilirsiniz herkesin zevki ayrıdır sonuçta. Çoğu insan Türkçe biliyor ve Türk olduğunuzu da hemen anlıyorlar. Türk olduğunuzu anladıkları an hemen "Ooo Erdoğan büyük" gibi laflar ediyorlar ve sizi delirtiyorlar. En azından biz delirdik ve Türk'üz dememeye karar verdik fakat onlar anladı bütün Balkan gezimiz boyunca. Sürekli Erdoğan kötülemekten çok yorulduğumuz için son günlerimizde sesimizi çıkarmadık "he" diyip geçtik. Bu güzel gezi bloğumda onun adını anmak bahsetmek istemezdim elbet ama adam benim bloğuma bile girdi. Neyse burası bir gezi bloğu ve siyasete girmemeliyim. 

Size en son diyebileceğim şey Morica Han'da Bosna Kahvesi için. Gayet leziz Türk kahvesinden bir farkı yok. Lokumlarını ben hiç sevmedim ama Olcay bayılmıştı. Boşnak mantısı yiyin, soğan dolması yiyin. Ben kendime oradan sadece şal aldım. Bakırcılar Çarşısı'ndan annelerinize bakır araçlar alabilirsiniz. Eski Galatasaraylı futbolcu Tarık Hodzic'in lokantasında cevapi yiyerek gezinizi sonlandırabilirsiniz. 

Kotor gezisi diğer yazıda...



17 Eylül 2016 Cumartesi

Balkanlar Gezi Turu -Sırbistan-

Merhaba,

Uzun süredir blog yazmıyordum Balkan ülkelerini de gezince yazmak farz oldu diyebilirim. Şu an bu yazıyı İspanyolca şarkılar eşliğinde yazıyorum. Öncelikle Balkan ülkeleri nelerdir bir bakalım;
  •  Arnavutluk
  •  Bosna-Hersek
  •  Bulgaristan
  •  Hırvatistan
  •  Karadağ
  •  Kosova (sınırlı tanınmakta)
  •  Makedonya
  •  Romanya
  •  Sırbistan
  •  Slovenya
  •  Türkiye (Doğu Trakya)
  •  Yunanistan
Maddi imkanlardan dolayı birçok insan vizesiz Balkan turu yapmayı seçer. Kırmızılar vizesiz olanlar. Ben de vizesiz olan Balkan ülkelerine gitmeyi tercih edenlerdenim. Bunun için uçak biletinizin olması ve pasaportunuzun olması yeterli. Ben sevgilim ile bu seyahati planladım. İlk durağımız Sırbistan oldu. Biz uçağımıza bindik yaklaşık 2 saat sonra Nikola Tesla Havaalanı'na indik. Bizi Sırp bir kadın polis karşıladı ve çoğu Türk'ü köşeye çekti. Tek tek pasaportlarımızı kontrol etti ve dönüş uçak biletlerimizi, kalacağımız otel rezervasyonlarının çıktılarını görmek istedi. Ben daha önce Avrupa'dan tecrübeli olduğum için 4 otelin çıktısını almıştım yanıma. O yüzden sorun yaşamadık. Yarım saat bekledikten sonra valizlerimizi almaya doğru gittik. Şehir merkezine gitmek istiyorsanız A1 otobüsleri hemen çıkışta sizi bekliyor. 40 dakikada merkeze varabiliyorsunuz bu otobüs sayesinde. Aynı bizim belediye otobüslerimiz gibi. Slavija Meydanı son durak orada inmeniz gerekiyor oradan sonra da yürüyerek otelinize ulaşabilirsiniz. Bıraktığı yerin orada Havana Casino var kocaman tabelası var zaten çok rahat görebilirsiniz. Benim en sevdiğim şehirlerden biri Belgrad oldu. Otelimiz Skadarlija mahallesine yakındı hatta tam sokağının bitişinde bir yerdeydi. Tek sorun gece o sokak çok hareketli olduğu için bayağı gürültülü oluyor. Oteli bulmak biraz zor oldu çünkü otobüsün bıraktığı yer biraz uzaktı ve tarif edenler hem uzatarak tarif ettiler bize. 40 dakika sonra falan otelimize yerleştik bayağı güzel bir oteldi en önemlisi tuvaleti oda içindeydi. Dinlendikten sonra hemen o bohem mahalleye çıktık. Sabahtan beri açtık acil yemek yememiz gerekiyordu ve o mahallede en hoşuma giden bir restorana oturduk. Meşhur olan Cevapi yememiz ve yerel biradan içmeden olmazdı elbet. Hemen yerel biraları olan Jelen birasından içtik. Kesinlikle söyleyeyim porsiyonlar aşırı büyük geliyor bir tabak cevapi ile 2 kişi çok rahat doyar biz hata ettik ve fazla geldi yiyemedik. Orada hem yemek yiyebilir hem de gece içkinizi içebilirsiniz bir çok sokak sanatçısı yerel müziklerden çalıyor gayet eğlenceli bir sokak genelde orada geçti gecelerimiz. Daha sakin barlar arıyorsanız eğer 400 metre ileride sokağın sonundan sola dönünce barların sıra sıra dizilmiş olacağını görebilirsiniz. Orada kendime ice-tea söylemek istedim ve bir sürahi ice-tea geldi. Tadı aşırı güzeldi diyemem ama gayet yerinde handmade bir üründü. 

Para sistemleri çok garip. Bir su 60-80 dinar. Hal öyle olunca mahallede yediğimiz yemek 2000 dinar geldi. Önce afalladık çok fazla değil mi diye ama sonra alıştık çünkü her şey 300-400 dinardan başlıyor. Eğer size de olursa şaşırmayın! Casino'dan bahsetmiştim. Havanın kapalı olduğu bir gündü casinoya gitmeye karar verdik ve bayağı eğlendik. Önce bar ile oynadık daha sonra kumarın tuzağı rulete düştük. Para kaybetmesek de kazanamadık da. Kardaydık, çünkü ilk içkiler bedavaydı. ;)  Ertesi gün Novi Sad iline geçtik Sırbistan'ın. Aslında orada 1 gece kalınsa daha iyi olur fakat biz kalmadık oteli daha önceden ayarlamıştık 3 gece diye. 1 gün önceden ayarladığımız tren bileti ile ertesi gün sabahtan Novi Sad'a doğru yol aldık ve hava kapadı yağmur yağıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam tren ile 2 saatte gitmiştik. Ortodoks St.George Kilisesi, Roma Katolik Meryem Kilisesi gezilecek yerlerin başında geliyor. Novi Sad’da binalar pek şık. Sırbistan’da gezilecek yerler. Soğuk olduğu için hırka almaya H&M mağazasına girdim ve mağazanın güzelliği karşısında şok geçirdim. 
Belgrad'a geri dönecek olursak gezilecek yerler arasında Ulusal Tiyatro, Nikola Tesla Müzesi, Republic Square, Knez Mihailova Caddesi, Kalemegdan, Zemun, Hayvanat Bahçesi(Kalemegdan girişinin orada) başlıcaları bunlardır. Knez Mihailova Caddesi Belgrad’ın en canlı merkezi. Şehrin kalbi burası desem daha doğru olur. Araç trafiğine kapalı hareketli ve kalabalık cadde boyunca dükkanlar, restoran ve kafeleri sıralanıyor. Cumhuriyet Meydanı'nın orada çok güzel biraz pahalı bir restoran önerebilirim; Boutique. Makarnasını sevdim fakat sosu biraz ağır gelmişti. Pizzalarını deneyebilirsiniz. Kalemegdan'da sizi manzara karşılayacak ve birbirinden güzel hayvanların olduğu bir hayvanat bahçesi sizi karşılayacak. Aslandan kaplana, filden timsaha her çeşit hayvanların bulunduğu bir yer. Kesinlikle gezmelisiniz! 24 saat yaşayan bir şehir diyebilirim Belgrad için. Yerel içkilerinden biri Rakija biz Bosna Hersek'te içtik ama siz burada da içebilirsiniz. 

Sırbistan gezimiz böyle sona erdi. Gece bindiğimiz otobüs ile Saraybosna'ya doğru yola çıktık 8 saat süren bu yolculuk sonunda sabah saat 5-6 gibi Saraybosna'da olduk. Olsundu... 

13 Ocak 2014 Pazartesi

Avrupa Notları 5

Barcelona Barcelona... Gezdiğim en güzel yerler arasında kesinlikle ilk 3'te yerini alır. Uzun baya uzun bir tren yolculuğundan sonra trenden indik. Trenin son durağı yeraltı. Oradan yukarı çıkıyorsun büyük bir gar. Dışarı çıktık ama Barcelona diğer şehirlere benzemiyor büyük. Hostel adresimiz var harita yok karmaşık durumdayız. Sora sora Bağdat bulunur misali atladık metroya indik durağımızda hostel çok yakınmış neyse ki hemen girişi yaptık. Otel gayet güzel. Oda da televizyon var.( Hostel Adı: Ona Barcelona ) Yine gitsem orada kalırım merkeze de yakın.Neyse yerleştik ettik Simge'yle baya yorgunuz, açızda. La Rambla'ya geldik güzel bir cadde güzel bir meydan güzel mağazalar. Her şey var. Burger King'e gittik tabi ki.... Hostele dönüşte kaybolduk. Soruyoruz bulamıyoruz gece oldu sokakta pek insanda yok. Bir insan evladı düzgün tarif etti de gidebildik hostele. Ertesi sabah La Rambla'yı yürüdük. Tobacco Shop'tan sigaramızı aldık aralarda bir yerdeydi. İspanya'nın meşhur Tapas ve Paella'sını yemedene gitmek olmazdı öğle yemeğinde onları yedim Simge ıyğ yemem dedi. İçinde beyaz et kırmızı et karides midye bulunuyor, İspanyol usulü pilav çeşidi. Tapas'ta meze. Krokan patates, ekmeğe batırılmış sosis tarzı şeyler. 
İkinci gün Camp Nou'ya gidecektik ya da deniz kum güneş keyfi yapacaktık. Biz Barcelona kıyısına attık kendimizi ve onun mükemmel denizine. Türkiye'nin farklı bölgelerinde denize girmiş bir insan olarak oranın denizini daha bizde görmediğimi söyleyebilirim. Mükemmelllll.. Kadınlar mayosuz denize girip güneşlenebiliyor. Erkekler slip mayo. İspanyol erkekleri evet çok yakışıklı, ama slip mayosuz. Neyse konumuz bu değil. Lübnan'lı 2 erkek geldi bize bira ısmarladı discoya gidelim dediler. Sevgilim var naaaşş dedim. O sıcakta bira iyi geldi çok aç olmamıza rağmen... Ertesi gün Madrid'e gidecektik. O geceyi orada garda geçirip sabah Paris'e gidecektik. Planlar istediğimiz gibi gitmedi. Tren saatleri uyuşmadı Madrid çok soğuktu pazar günüydü az insan vardı dükkanlar kapalıydı. Simge'de hastaydı. Madrid'te 5-6 saat dolaştık ve Barcelona'ya geri döndük. Madrid Türkiye'nin Ankara'sı. İlk durak Plaza Mayor oldu. Dört bir yanı, kırmızı renk ağırlıklı, balkonlu, birleşik binalardan oluşan, dikdörtgen şeklinde, canlı bir meydan. Ama oldukça büyük de bir meydan. 129 m x 94 m ölçülerinde, yani bir futbol sahasından %30 daha büyük. Binaların alt katlarında da kafe, restoran, bar ve hediyelik eşya dükkanları var. Plaza Mayor, şehrin en eski yerleşim bölgesinde olduğu için, çevresindeki sokakları da gezmenizi tavsiye ederim.Şehrin bir diğer kalabalık, ünlü ve hareketli meydanı ise Puertı Del Sol. Kelime anlamı “Güneş Kapısı”. Bunun sebebi ise, 15. yüzyılda Madrid’i çevreyen şehir duvarlarının kapılarından en doğudakinin, burada olmasıymış. Güneş de doğudan yükseldiği için, buraya “Güneş Kapısı” denmiş. Tabii artık kapı filan yok. Ama burası Madridliler’in buluşma noktası. Bir nevi Madrid’in Taksim Meydanı diyebiliriz. Gezdik bitti trene atladık Barcelona'ya geri döndük. Saat gece 12'ye kadar Mc Donalds'ta oturduk. Türkler geldi biz de kalacağız dediler bizde onlarla tren garının önüne uyku tulumlarımızı serdik ve mışıl mışıl uyuduk. Bizle beraber 10-12 kişi yatıyordu garın önünde. Simge yandaki çocuğu kesiyordu, bana bakıyor bana bakıyor deyip kafamın etini yiyordu. Uykusu geldi de uyudu götüyle beni rahatsız ediyordu ama uyuyunca hissetmedim ben de uyudum ve Mc Donalds'ın camını silmeye gelen herifin sesiyle uyandım sabah 6'da bana "hello" dedi baktım ve kafayı geri koyup uyudum. Sabah 8'di uyandığımızda tek biz Türkler uyuyorduk herkes gitmişti. Ve herkes bize bakıyordu. Kahvaltı edip suyumuzu da temin ettikten sonra trene binip Paris'e hareket ettik.





Paris Avrupa Notları 6'da...

17 Aralık 2013 Salı

Avrupa Notları 4

Tabi ki de yine sabahın köründe uyanmıştık Venedik treni için. Venedik'te ki otel rezervasyonunu Türkiye'den yapmıştık. Ucuz şirin güzel bir kampingti seçimimiz. Merkeze uzaktı ama bir otobüsle 10 dakikada gidebilirsiniz.(Yine gitsem yine o kampingte kalırdım) Otobüs bileti pahalı değil arkadan binerseniz beleşe gidebilirsiniz. Kimse ses etmiyor ama Türklüğümüzü belli edip hayvanlar işte bu öküzler böyle denmesini istemeyiz o yüzden 1-2€'ya bileti alın. Durak kampinge çok yakın. Tabi biz bilmediğimiz için bir önceki durakta indik yürüyoruz kamping falan yok neyse sorduk bulduk çok nadir insan geçiyor o yoldan da. O sıcakta o çantalarla fenalıklar geçirecektik neyse ulaştık kampingimize. (Camping Rialto) Girişte aksanı çok tatlı bir hanım abla karşıladı bizi. Çadırda kalacaktık biz diğer iki arkadaşlar kulübe tutmuşlar. Simgeyle çadırımızı bulduk çok affedersiniz çok pardon ama çadır göt kadar sakın kalmayın 3-4€ fazla verin kulübede kalın. 2 yatak zor sığmış tahtalar üzerine konmuş ve yatakta hareket ettikçe çadırın içinden tahtanın üzerinde yatak hareket ediyor ve düşüyor abuk subuk şeyler işte kalmayın. Ve acayip soğuk. Battaniye koymuşlar falan. Bizde gittik onların kulübeye fazla yatak vardı priz falanda vardı genişti de kaldık. Soğukta değildi ayrıca. Banyo işi çok iyi olmuş. 10 kabinli duş kısmı ayrı 10 tuvalet yapacağın kısım ayrı. Ve tertemiz. Çamaşır yıkayacak yerler mümkün. Size verilen özel indirimle süper bir omlet ya da süper bir pizza yiyebilirsiniz. Mutfakta ki ahçı beyefendi TÜRK. Torpil geçti süper bir pizza yaptı bize. Neyse çık dışarı gez Venedik merkez rahat olsun herkes. Çok güzel bir yer. Her yer köprü bir insanın zor geçeceği kadar dar sokaklar. Süper insanlar. Köprülerde öpüşen çiftler. Gondollar. Lan böyle nasıl yaşıyorsunuz dedirtecek bir yer. Adacık adacık bir şehir ama köprülerle geçiş yapabiliyorsunuz. 1-2 gün verildiği sürece çok rahat gezebileceğiniz bir yer. Burada su çeşme bir tek merkezde bir yerde var onun dışında parayı basıyon suyu alıyon hacııı. Tişörtler pahalı ben 5€'ya buldum ama size de denk gelir mi orası bilemeyeceğim. Her hangi bir kafede meşhur kahvelerinden içerseniz içmeden gittim dememiş olursunuz. Neyseee Venedik bitti işte. Sabah 4te uyandık 4(dört, four) trene binecez Nice'e gidecez. Kalktık bindik gittik. Akşam Nice'deydik. Akşam görmemize rağmen çok mükemmel bir yer. Zenginler büyük ihtimalle çoğu. Hatunlar güzel giyinimli. Zenciler müziği açmış kulağına dayamış dans ede ede gidiyor. Sahile gittik gece şarkılar ateş yakmalar voleybol oynamalar akıyor adamlar. 10-15 dk yürüme mesafesinde sahil tren garına. Çantalarla of diyorsun ama git sahilde sabahla yani. Götümüz dondu kalın polarlar deniz havlularıyla örtündük ama donduk baya neyse ben uyudum mis gibi sabah 5'te kalktık Barcelona treni için. 




Barcelona-Madrid Avrupa Notları 5'te...

6 Eylül 2013 Cuma

FLORANSA FLORANSA FLORANSA...

Avrupa Notlarına devam edeceğim ama çok aşırı beğendiğim sanat kokan şehire değinmeden geçmeyeyim dedim. O şehir; Floransa, Firenze.

Bir zamanlar İtalyan Krallaığına başkentlik yapmıştır. İtalyan rönesansının doğduğu yerdir. Görülecek yerlere gelelim

  • Signoria Meydanı ve meydanda bulunan Neptün Heykeli. Heykelin etrafında mermer atlar ve deniz kızları bulunur. Bu meydanda aynı zamanda bir çok heykelle karşılaşacaksınız.
  • Uffizi Galerisi. Eski ve ünlü sanat müzesidir. 
  • Ponte Vecchio Köprüsü. Arno nehri üzerinde bulunan eski bir köprü.
  • Floransa Katedrali ya da Duomo.
  • Michelangelo Tepesi. Buradan bütün Floransayı görmeniz mümkündür şehire biraz uzak kalsada görülmeye değer.
  • Leonardo Da Vinci müzesi. 7€ girişi görülmeye değer.  http://www.mostredileonardo.com/site.asp?idSito=1&idLingua=10&idPagina=3

LEONARDO DA VİNCİ MÜZESİ

















SIGNORIA MEYDANI VE NEPTÜN HEYKELİ


















PONTE VECCHİO KÖPRÜSÜ


MİCHELANGELO TEPESİ